Birçok kişi terapiye “bedensel” şikayetlerle gelir: Geçmeyen bir yorgunluk, nedeni bulunamayan ağrılar, mide sorunları, kas gerginliği ya da uyku problemleri… Tıbbi kontroller normaldir ama beden hala bir şey anlatıyordur. Çünkü beden, zihnin taşıyamadığını sinyal yoluyla ifade eder. Duygular bastırıldığında yok olmaz. Söze dökülemeyen, fark edilemeyen ya da sürekli ertelenen duygusal yük, zamanla bedende yer bulur. Zihin “idare ediyorum” derken, beden alarm vermeye başlar. Terapi sürecinde sıkça şunu görürüz: Kişi uzun süredir güçlü kalmaya çalışmış, üzüntüyü, öfkeyi ya da kırgınlığı bastırmış, ama beden bu yükü taşımakta zorlanmıştır. Bu noktada ortaya çıkan belirtiler bir zayıflık değil, uyarıdır. Beden, “burada durmamız gerekiyor” demeye çalışır.
Duygusal yükle temas etmek her zaman kolay değildir. Ancak bedeni susturmaya çalışmak yerine, onun ne anlattığını anlamaya çalışmak iyileştirici bir adımdır. Terapi, bedensel sinyalleri yok saymak yerine, onları duygusal ihtiyaçlarla ilişkilendirmeyi amaçlar. Çünkü beden çoğu zaman sorunun kaynağı değil, habercisidir. Dinlenmeyen duygular, bedeni konuşturur. Ve beden konuşmaya başladığında, artık durup dinleme zamanı gelmiştir.







