Çocukların duyguları “fazla” değildir; çoğu zaman taşan duygularını taşıyacak bir becerileri henüz yoktur. Duygu regülasyonu dediğimiz şey; çocuğun üzüntü, öfke, kaygı, hayal kırıklığı gibi yoğun duygularını fark edip, bu duyguya uygun şekilde sakinleşebilmesi ve davranışını yönetebilmesidir. Bu beceri doğuştan hazır gelmez; ilişki içinde öğrenilir. En güçlü öğretmen de ebeveyndir.
Duygu regülasyonu kazandırmak için evde uygulanabilecek somut adımlar şu şekildedir.
Önce “Sakin Sistem”: Ebeveynin regülasyonu çocuğa bulaşır
Çocuklar duyguyu yönetmeyi, çoğunlukla söylenenlerden değil, görülenlerden öğrenir. Ebeveynin sesi, yüz ifadesi, bedeni; çocuğun sinir sistemine “tehlike var/yok” mesajı verir. • Sesinizi yumuşatmak • Göz hizasına inmek • Kısa ve net cümleler kurmak çocuğun bedenine “güvendeyim” bilgisini taşır.
Küçük cümle: “Şu an çok zorlanıyorsun. Ben buradayım.”
Duyguyu adlandırmak: “İç dünyaya altyazı” eklemek
Çocuklar çoğu zaman ne hissettiğini bilmez; sadece bedeni taşar. Duyguyu adlandırmak, duyguyu küçültmez ama anlaşılır kılar. • “Kızgınsın, çünkü oyun bitti.” • “Korkmuş olabilirsin, ses yüksek geldi.” • “Hayal kırıklığı yaşıyorsun, istediğin olmadı.”
Bu yaklaşım “hak vermek” değildir; anlam vermektir.
Duyguyu onaylamak, davranışı sınırlamak
En kritik ayrım: Duygu kabul edilir, zararlı davranış sınırlandırılır. • “Kızgın olman normal. Vurmak olmaz.” • “Ağlayabilirsin. Bağırarak konuşmayacağız.” • “İstememen anlaşılır. Ama diş fırçalamayı yapacağız.”
Bu tutarlılık, çocukta güven ve iç kontrol geliştirir.
- Kriz anında uzun açıklama değil, kısa temas
Çocuk taşma halindeyken beyin “düşünme” değil “hayatta kalma” modundadır. Bu anlarda nasihat, soru yağmuru, mantık dersi genellikle işe yaramaz.
Kriz anı için: • Az konuşun, daha çok eşlik edin • 1–2 cümleyi tekrar edin • Bedensel sakinleştirmeyi öne alın (nefes, su içmek, sarılma isteği varsa temas)
Örnek: “Şimdi birlikte nefes alalım. Sonra konuşacağız.”
Sakinleşme araç kutusu: Önceden plan, sonra uygulama
Duygu regülasyonu, “o an” icat edilmez; sakin zamanda öğretilir.
Bir “sakinleşme kutusu” oluşturabilirsiniz: • Stres topu / hamur • Resim defteri • Duygu kartları • Yumuşak bir oyuncak • Mini kum saati (beklemeyi somutlaştırır)
Çocuğa şunu öğretin: “Duygu gelince seçebileceğin yollar var.”
Nefes ve beden farkındalığı: Yaşa uygun mini pratikler
Çocuklar için nefes çalışması oyunlaştırılınca işe yarar: • Balon nefesi: “Karnında balon var, şişir-indir.” • Çorba üfleme: “Sıcak çorbayı üfler gibi yavaş ver.” • 5-4-3-2-1 oyunu: 5 şey gör, 4 şey hisset, 3 şey duy…
Amaç “mükemmel sakinlik” değil; bedeni biraz yavaşlatmak.
Rutinler: Regülasyonun görünmez omurgası
Uykusuzluk, açlık, ekran fazlalığı, düzensiz günler duygusal taşmayı artırır. Düzenli rutinler çocuk için “sinir sistemi emniyet kemeri” gibidir.
Özellikle: • Uyku saatleri • Öğün düzeni • Geçiş ritüelleri (park-banyo-uyku gibi) • Ekran sınırları regülasyonu güçlendirir.
Onarım dili: “Bağ yeniden kurulur”
Her ebeveyn bazen yükselir, bazen sabrı biter. Önemli olan “hiç hata yapmamak” değil, onarabilmektir. • “Az önce sesimi yükselttim, bu doğru değildi.” • “Ben de zorlandım. Yeniden deneyelim.” • “Seni anlıyorum, birlikte çözeceğiz.”
Bu, çocuğa şunu öğretir: İlişkilerde kopuş değil onarım vardır.
“Duygu koçluğu” için günlük küçük fırsatlar
Regülasyon sadece kriz anında değil, gün içinde mikro anlarda gelişir: • Oyun kaybedince • Kardeşi istemediğini alınca • Vedalaşırken zorlanınca • İstediği hemen olmayınca
Bu anlarda mesajınız şu olsun:“Duygunu taşıyabilirsin ve ben bunu yönetmene yardım ederim.”
Çocuğun duygusunu “durdurmak” değil, taşıyabilmesini öğretmek hedeflenir. Bu da en çok; anlayan, sınır koyan, tutarlı ve onaran bir ebeveynlikle mümkündür. Regülasyon bir “terbiye” meselesi değil; sinir sistemi gelişimi ve ilişki deneyimi meselesidir.







