Birçok ebeveyn oyun terapisiyle ilgili şunu merak eder: “Gerçekten gerekli mi, yoksa geçici bir durum mu?” Oyun terapisi yalnızca büyük problemler ortaya çıktığında başvurulan bir yöntem değildir. Bazen çocuklar yaşadıkları değişimlere, duygulara ya da zorlayıcı durumlara kendi başlarına uyum sağlamakta zorlanabilir. Bu zorlanma her zaman net belirtilerle görülmeyebilir. Çocuğun oyunlarında belirgin değişiklikler olması, sık sık öfke patlamaları yaşaması, içe kapanması, yoğun kaygı göstermesi ya da günlük yaşama uyumda zorlanması oyun terapisine ihtiyaç olabileceğine dair işaretler arasında yer alabilir. Bununla birlikte kardeş doğumu, okul değişikliği, taşınma, kayıp ya da aile içi değişimler gibi durumlar da çocuklar için destek ihtiyacını artırabilir.
Bazı çocuklar ise yaşadıklarını kelimelerle ifade edemez. Duygularını anlamlandırmak ve düzenlemek için zamana ve güvenli bir alana ihtiyaç duyar. Oyun terapisi bu noktada devreye girer. Çocuğun kendini zorlamadan, kendi hızında ifade edebileceği bir alan sunar. Oyun terapisine başlamak için mutlaka “çok büyük” bir sorun yaşanmasını beklemek gerekmez. Bazen erken fark edilen ihtiyaçlar, çocuğun duygusal gelişimini desteklemek ve ileride yaşanabilecek zorlanmaların önüne geçmek açısından oldukça kıymetlidir. Her çocuk özeldir ve her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Önemli olan, çocuğun verdiği sinyalleri fark edebilmek ve gerektiğinde onun yanında olabilecek bir destek alanı sunmaktır.






