Danışanların terapi sürecinde en sık yaşadığı zorlanmalardan biri belirsizliktir. “Ne olacağını bilmiyorum”, “Bu böyle mi devam edecek?”, “Ya yanlış karar verirsem?” gibi düşünceler yoğun kaygı yaratır. Bunun nedeni zayıflık değil, zihnin çalışma biçimidir. Zihin için belirsizlik, kontrol edilemeyen bir alan demektir. Kontrolün azaldığı yerde ise beyin otomatik olarak tehdit algısını devreye sokar. Bu yüzden belirsizlik anlarında kaygı artar, beden gerilir ve kişi sürekli olası olumsuz senaryolara odaklanır. Dikkat edilirse, zihin çoğu zaman şunu tercih eder: Kötü ama tanıdık olanı, iyi ama belirsiz olana. Çünkü tanıdık olan acı verici olsa bile öngörülebilirdir. Belirsizlik ise “hazırlıksız yakalanma” hissi yaratır. Terapi sürecinde yaşanan huzursuzluğun önemli bir kısmı buradan kaynaklanır. Eski düşünce ve davranış kalıpları sorgulanmaya başladığında, kişi kendini boşlukta hissedebilir. Bu boşluk çoğu zaman “yanlış yoldayım” şeklinde yorumlanır. Oysa bu durum, zihnin belirsizliğe verdiği doğal tepkidir. Terapi, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmayı değil; onunla kalabilme becerisini geliştirmeyi hedefler. Çünkü yaşamda güvenli olan her şey net değildir, ama her belirsizlik de tehlike değildir. Zihin tehdit algısını yükselttiğinde önemli olan şunu hatırlayabilmektir: Belirsizlik çoğu zaman bir risk değil, bir geçiş alanıdır. Ve bu alan, değişimin gerçekleştiği yerdir.
Zihin Belirsizliği Tehdit Olarak Algılar

Psikolog
Ela Özpoyraz
Ela Özpoyraz, TED Kayseri Koleji Lisesi’nden mezun olduktan sonra psikoloji alanındaki akademik yolculuğunu Özyeğin Üniversitesi Psikoloji (%100 İngilizce) bölümünde sürdürmüş; 2022 yılında onur derecesiyle mezun olmuştur. Lisans eğitimi boyunca insan davranışını yalnızca teorik düzeyde değil, klinik ve uygulamalı boyutlarıyla ele almaya odaklanmıştır.






